İSMEK El Sanatları Dergisi’nin 11. Sayısı Sanatseverlerle Buluştu

Tarih: 27.04.2011
Yayımlanmaya başladığı ilk günden bu yana sanatseverlerin büyük beğenisini kazanan İSMEK El Sanatları Dergisi’nin 11. sayısı okurlarıyla buluştu. Sanatseverlerin merakla beklediği İSMEK El Sanatları Dergisi’nin bu sayısı da, değerli akademisyenler ve yazarlarımızın kaleminden makaleler ile birbirinden renkli haber ve yazılarla dopdolu.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin 1996 yılında kurduğu ve halen 21’i işbirliği olmak üzere toplam 226 kurs merkezinde 150 branşta ücretsiz sanat ve meslek eğitimi veren İSMEK, isteyenlerin ücretsiz olarak ulaşabileceği yayınlarıyla da sanatseverleri mutlu etmeye devam ediyor. İSMEK yayınlarından biri olan ve ilk sayısından itibaren tüm sanatseverlerin ilgi ve beğenisini kazanan İSMEK El Sanatları Dergisi’nin 11. sayısı okurlarıyla buluştu.

El sanatlarına ilgi duyan herkesin başvurabileceği bir ‘ana kaynak’ konumundaki İSMEK El Sanatları Dergisi’nin muhteva ve teknik hazırlığı İSMEK Yayın Editörlüğü tarafından kurum bünyesinde gerçekleştiriliyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi İnsan Kaynakları ve Eğitim Daire Başkanı Ferrah Şarman’ın sahipliğini, İBB Eğitim Müdürü Mehmet Doğan’ın Yazı İşleri Müdürlüğünü, İSMEK Genel Koordinatörü Güven Çalışkan’ın Genel Koordinatörlüğünü, İSMEK Genel Koordinatör Yardımcısı Muhammed Altıntaş’ın ise Genel Yayın Yönetmenliğini yaptığı El Sanatları Dergisi, zengin içeriği ile dikkat çekiyor.

El Sanatları Dergisi’nin 11. Sayısında Neler Var?

İSMEK El Sanatları Dergisi’nin bundan önceki sayılarında olduğu gibi 11. sayısında da akademisyen ve sanatkârlarca hazırlanmış, zengin görsellerle güçlendirilmiş makaleler, sanatçı portreleri ve gezi yazıları sanatseverlerin beğenisine sunuldu. İşte bunlardan birkaçı;

Semra ÜNLÜ, (Ruhunu Sanatıyla Bezeyen Müzehhibe: Gülbün Mesara)


Yılların etkisiyle hafif sararmış siyah-beyaz bir fotoğraf… Bir albümde özenle muhafaza edilmiş eski fotoğraftaki o küçük kız, Gülbün Mesara. Babası ve hocası Ord. Prof. Dr. Süheyl Ünver’in kültür mirasının emanetçisi… Bugün geleneksel süsleme sanatımız tezhip alanında talebeler yetiştiren, babasından öğrendikleriyle bu sanatı geliştirip modern bir yüzle geleceğe taşıma gayreti ile çalışmalarını sürdüren başarılı bir müzehhibe. Gülbün Mesara ile Çiftehavuzlar’daki, bir sanat galerisini andıran evinde tezhip sanatını, bu sanatla ilgili çalışmalarını ve hayatını geleneksel Türk süsleme sanatlarının yaşatılmasına adayan, geride büyük bir sanat arşivi bırakan babası Süheyl Ünver’i konuştuk.

Kübra OLÇAR, (Benim Babam Sıtkı Usta)

Kızı Kübra Olçar’ın kaleminden babası Sıtkı OLÇAR…

Sanatçı, 16. yüzyıldan beri İznik ve Kütahya’da kullanılmayan mercan kırmızısı rengi üzerinde çalışmalar yaparak, mercan kırmızısına tekrar hayat vermiştir. Sevdiği toprakları hiç bırakmamıştır o, bu topraklarda var olduğunu ve buraya ait olduğunu düşünmüştür hep... Sıtkı Usta denince, çok şey gelir insanların aklına. Dağda ismini bile bilmediği, bir çobanda da vardır hatırası. Sıtkı Usta, bir sanatçı olmanın bütün gereklerini yerine getirmiştir. Sadece sanatı değil, yaptığı faaliyetlerle, yardımseverliliğiyle, sevecenliliğiyle, gösterişi hiç sevmemesi, doğal oluşu, mütevazılığı ve en önemlisi; insanlığı ile tanınmıştır hep.

Yrd. Doç. Dr. Ahmet Sacit Açıkgözoğlu, (AKkase Ebru)


Tarihlendirebildiğimiz ilk örneklerinin 16. asra dayandığı Türk ebru sanatı, canlı renkleriyle yazıların etrafını ve ciltleri süslemiş, hafif renklerle bezenen kâğıtlarla, yazılara zemin oluşturmuştur. 18. yüzyılda Hatib Mehmed Efendi, muhteşem tarzı ve renk seçimleriyle, ebru ustasının malzeme ve kitre yüzeyindeki hâkimiyetinin ne derece ilerleyebileceğine işaret etmiştir. Onun talebesi Necmeddin Okyay, akkase tekniğini kullanarak yazılı ebrular yapmıştır. Kendisinin buluşlarından olan ve yazılı ebru olarak isimlendirilen form, arapzamkının mürekkep olarak kullanılıp kâğıda önceden yazı yazılması ve bu kâğıdın boyaların serpildiği tekneye yatırılmasıyla hazırlanırdı.

Semra ÇELİK, (Türkische Cammer: Dresden’de Bir Şark Masalı…)

Almanya’nın müzeler şehri Dresden, geçtiğimiz yıl Mart ayında görkemli bir serginin açılışına tanıklık etti. Daha önce 450 yıllık Dresden Devlet Sanat Koleksiyonu bünyesinde tutulan Osmanlı ve Doğu menşeili eserler, ‘Türckische Cammer Müzesi’nde görücüye çıktı. Silahlardan günlük kıyafetlere, at koşumlarından Osmanlı sadrazam çadırlarına kadar geniş yelpazedeki 600 eser ilk kez gün yüzüne çıkarıldı.

Muhammed İKBAL, (Cennetin Kapıları Sonsuzluğa Açıldı)

Mimarlık ve sanat tarihinin dünyaca ünlü isimlerinden Prof. Dr. Doğan Kuban, Divriği Ulucamii ve Şifahanesi’yle ilgili yarım asırlık çalışmalarını “Divriği Ulucamii ve Şifahanesi’nde Hürremşah’ın Yontu Sanatı/Cennetin Kapıları” adıyla kitaplaştırdı. Eser, dünyada benzerine rastlanmayan cami ve şifahane kapılarındaki oymaların özel olarak çekilmiş fotoğraflarından ve Kuban’ın bu kitap için kaleme aldığı metinlerden oluşuyor. Kuban, bu eserle, yok olmasından endişe duyduğu yapıtı belgelerle ölümsüzleştirmeyi amaçlamış.

Ayça OLCAYTU İŞCE, (Kilit ile Anahtarın Sonsuzluğa Uzanan Dostluğu)


Süslemeli, sade, şifreli, basit, büyük ya da küçük kilitler… İster yüzlerce kiloluk üzümü, kayısıyı saklayan ambarlarda, isterse gelinlik kızların çeyiz sandıklarında takılı olsunlar, yıllar boyunca üretildikleri kültürü yansıtmışlar. Günümüzde kullanılmayan, ama kültürümüze dair ipuçlarını saklayan eski kilitler ve anahtarlar, artık sadece antikacılarda karşımıza çıkıyor. Kilitlere çocukluğundan beri sevdalı olan Mehmet Yuğuran da bu antikacılardan biri. Topladığı eski kilitleri tamir edip yaşatmaya çalışan Yuğuran, “Okyanustan bir damla kurtarabildim ancak.” diyor.

A. Sabri MANDIRACI, (Gelibolu Mevlevihanesi’nde Hulûsi Efendi ve Ali Haydar Bey’in Bilinmeyen Kitabeleri)


On büyük Mevlevi tekkesi içinde hem en geniş arazi ve hem de en haşmetli semahaneye sahip olan büyük ve önemli mevlevihane olan Gelibolu Mevlevihanesi, yüksek sanat kıymeti içeren kitabelerin bir arada olduğu İstanbul dışındaki tek mevlevihane. Gelibolu Mevlevihanesi’nde, talik yazıda son devrin büyük üstatlarından Hulûsi Efendi’nin üç kitabesi ile Ali Haydar Bey’in bir kitabesi yer almakta olup; üçü celi talik, biri de celi sülüs hatla yazılmışlardır.

Sanatseverlerin ücretsiz olan İSMEK El Sanatları Dergisi’ne ulaşabilmeleri için İSMEK’e şahsen başvurmaları gerekiyor. Ayrıca İSMEK’in tüm yayınları, web sitemizden indirilebiliyor.

Etiketler: ismek , el , sanatlari , dergi , sanat
Sayfa URL'si: