Açıklanan son işsizlik oranı

Tarih: 22.04.2009
Türkiye, 15 Nisan 2009 tarihinde %15,5 olarak açıklanan yeni işsizlik oranı ile gerçeklerle bir kez daha yüz yüze geldi. Türkiye, açıklanan bu işsizlik oranı ile şu anda Avrupa’da birinci, dünyada ise 2. sırada bulunmaktadır. Yapılan bu hesaplama ile her 3 kişiden birinin şu anda işsiz olduğunu görmekteyiz. Buradan da anlaşılacağı üzere Türkiye’nin her zaman en ciddi sorunlarından biri olan işsizlik, kriz ile birlikte daha da ciddi boyutlara ulaşmıştır. Ülkedeki genç nüfus, tarımdan kopmalar ve krizden dolayı işten çıkarmalar ne yazık ki bizi bu rakamlara getirmiştir.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) işsiz sayısını 3 milyon 650 bin olarak açıklamasına karşın, gerçek işsiz sayısı ne yazık ki daha fazla. Çünkü yapılan araştırmaya iş aramayıp, çalışmaya hazır olanlar ile mevsimsel olarak çalıştığı için işsiz durumda bulunanlar dahil edilmemektedir. Bahsettiğimiz bu iki grubu da yapılan hesaplamaya eklediğimiz zaman işsiz insan sayısı maalesef 6 milyon 334 bin kişi gibi ciddi bir boyuta ulaşmaktadır. Tüm bunlardan yola çıkarsak gerçek işsiz sayısının bir yılda 1 milyon 272 bin artarken, gerçek işsizlik oranının da resmi verilerdeki gibi yüzde 15.5 değil, yüzde 24.2 olarak gerçekleştiğini görmekteyiz.

Açıklanan işsizlik oranındaki en ürkütücü veri ise, genç nüfustaki işsizlik. Genç nüfus için ulaşılan %27,9’luk işsizlik oranı hepimizin düşünmesi gereken bir rakam. Ülkemizde her yıl yaklaşık 400 bin gencin iş hayatına katıldığını göz önüne alacak olursak, bu oranın daha da büyümesi kaçınılmaz olacaktır. Her geçen gün artan işsiz sayısı ve bunların arkasından gelen yeni mezunların oluşturduğu grup bizlere istihdam konusunda somut önlemler almamız gerektiğinin sinyallerini vermektedir.

Artık düşünme değil eyleme geçme zamanı


İçinde bulunduğumuz dönem söylem değil, eyleme geçme dönemidir. PERYÖN olarak, kurumları tüm zorluklara rağmen çalışanlarının işlerini koruma yönünde karar vermeye davet ediyoruz. Zira istihdamın azalması, işten çıkanlar kadar işte kalanların da moral ve motivasyonu açısından olumsuz etkiler yaratmaktadır. İstihdam oranının azalması, işsizliğin artması gibi olumsuzluklar, toplumsal umutsuzluk ve güvensizliği beraberinde getirmektedir. Bu da krizin etkilerini daha da derinleştirmektedir. İstihdamdaki bu problemi tümüyle krizle eşleştirmek kolaycılık ve yaşanan sıkıntının gerçek sebebini göz ardı etmek olacaktır. İstihdam artışı sadece krizin geçmesi halinde değil, ulusal düzeyde etkin insan kaynağı planlaması, iş alanları planlaması ve bunlara bağlı milli eğitim programlarının uygulanmasından geçmektedir. İş dünyasının gelişen ve değişen ihtiyaçlarına göre insan yetiştiremediğimiz sürece ülke olarak işsizlik problemini yaşamaya devam edeceğiz. Krizler sadece bu rakamları biraz daha büyütecek ve geçici olarak konuya odaklanılmasına sebep olacaktır.

Böyle dönemlerde çalışanların da işlerine daha sıkı sarılması ve her zamankinden daha fazla sahiplenmesi gerekiyor. Ayrıca çalışan ya da işsiz kalmış insanlarımızın kişisel gelişimlerine çok daha özen göstermeleri, bilgi ve yetkinliklerini daima güncel tutmaları da son derece önemli. Bireyler her türlü kişisel gelişim programını, eğitim, part-time çalışma veya staj imkanını bir fırsat olarak görerek, bilgi ve donanımlarına yenilerini ekleyebilirler.

Herkesin üstüne düşeni yapması gerekiyor

Açıklanan işsizlik oranı Türkiye’de hükümetten, firmalara, sivil toplum kuruluşlarından bireylere kadar herkesin üstüne düşeni yapması gereken bir dönemde olduğumuzu açık ve net bir şekilde ortaya koymaktadır. Alınacak her önlemin, en basit uygulamanın bile işsizlik ile mücadelede faydası olduğu inancındayız. Bireysel faydaları düşünerek değil, toplumsal menfaatimizi göz önüne alarak hareket etmek durumundayız. Bu yüzden başta icra kurumları olmak üzere tüm kamuoyunu bir kez daha göreve çağırıyoruz.

PERYÖN

Türkiye Personel Yönetimi Derneği

Yönetim Kurulu Başkanı

Yiğit Oğuz Duman


Etiketler: peryön , işsizlik , oran , istihdam
Sayfa URL'si: